|
EYVAH
Bana dediler ki erimiş bitmiş sevdiğin.
Kendini taşıyamaz olmuş güvendiğin
Gözlerine vurgun düşüp beğendiğin
Artık kendisinden geçer olmuş
Yaşama ümidi ne yazık ki kalmamış
Saçlarından yıldız tozları parlamış
Ölüm kapısını ümit ile aralarmış
Ahrette cihanı seçer olmuş
Yüzüne bakılmayacak durumda ise
İnanmaz artık hiçbir sebebe
Kalbinden nuru da akıp gittiyse
Ne yazık benden beter olmuş
Kendini beğenerek sürdürdüğü hayatı
Duyulmaz artık onun feryadı
En sonunda bırakıp çekilmez olan inadı
Ölüm ipine boynuna çeker olmuş
Varlığıydı şu hayatta tutunduğum
Sevgisiydi ondan sadece umduğum
Ellerini bir defacık tuttuğum
Her şeye intizar eder olmuş
GURBET
Vuslat katre katre eriyor geçen günde.
Hiçbir hatıra kalmamış dosttan dünde.
Ziyaretlerde, bayramda, düğünde
Gidecek bir dost bulamam gayri.
Akşam çöküp de omuzlarımın üstüne.
Serilirim o an yüzükoyun yere.
Bu gün gidiyor musun, (Nereye?)
Diyecek bir dost bulamam gayri.
Bir sıcak omuz bulamam yaslayacak başımı,
Unutamam tozlu yollarda seyyarenin gidişini
Bu zor günümde bir lokma aşını
Verecek bir dost bulamam gayri.
Hasret eritir gölümdeki kavuşma ümidini,
Kimi ararsam bu dar günlerde kimi?
Gözünü kırpmadan canını her şeyini
Serecek bir dost kalamam gayrı.
TUTSAK EYLEMİ
Sözcükleri efkara tutsak eyledim,
Gözlere ağlamayı yasak eyledim,
Sevgiyi zulüme bir tuzak eyledim.
Söylemez oldu diller bu halden gayri.
Gam yolunun ayak basmaz yolları,
Yeşerdi uzandı hüznün dalları,
Her neşeden akan sevda balları
Akmaz oldu ellere bu halden gayri.
BEKLENTİLERİN HÜZNÜ
Sabahın ziyasında uyanırken yeni güne,
Bir sünger çekmeli korku dolu düne,
Çalışmayla elde edilecek umutlu bu güne
Kavuşmak tek hayallim mi sanırsın ey dost!
Yârin söylediği söz kalbi üzerken,
Garip insan meçhul denizde yüzerken,
Bir garip bilinmezlikte gezerken
Yarını düşünmek tek uğraş mı sanırsın ey dost!
HÜZÜNLENMELER
Oturup da dostları düşünecek olsam
Göz yaşlarım yanaklarda dizilir,
Akşamların buğran dolu ılık hayasında
Eski günlerin gülüşü sezilir.
Gördüğüm sadece bir fotoğrafı, birkaç hediye,
Alınır oldum insanlardan gelen her şeye,
Hasret kaldın gönül ferahlatan neşeye,
Bir selamın gönder yüreğim ezilir.
HÜSRAN
Yeşili solgundur baharın,
Alevi kalmamış hârın
Halini soracaksan yarın,
Hazan uğrayalı bahçelere hüsrandı.
Çiçekler açmadı bu sene,
Ağaçlar vermedi meyve,
Boynumuz büküktür yine,
Hazan uğrayalı bahçelere.
SAKLI OLANLAR
Diken içinde gonca gül saklıdır,
Aşıkların sesinde feryad-ı bülbül,
Yarın zifir karası saçlarında sümbül,
Bilsen ey dost, gönlümüzde yara saklıdır.
Umudunu yitirmeden yarına hazırlanmak için.
Her kalp atışımızda yeniden canlanmak için ,
Emellere durmaksızın kavuşa bilmek için
Bilsek ey dost, gönlümüzde sevda saklıdır.
KINAMALAR
Sensizliği yaşamaktansa haramdır bana hayat,
İşe yaramaz artık aklı ferman, yırt at.
Senin mi sanırsın bu devir-i alemi be ey cahil.
Uyanmadın bir türlü gafletten, uyanmayı bilmezsin gâfil!
Gözlerini açtığında göreceksin ki elden gitmekte değerler,
Nerede kaldı laf yapıp, nutuk çeken yurt sevenler?
Sevmezler mi ki bu canım toprakları, böyle davranırlar?
Oturmakla, konuşmakla ve cahillikle mi hallolur sanarlar?
Gerektiğinde fedakarlık yapmasını bilmeyen dostlar,
Hep o günlerle mi geçmişi mutlulukla.
KITA
Bir kurtuluş ümidi yoktur ki kurtulasın,
Yollar o kadar uzun, bitmez ki varasın.
Gurbet gönlümde mesken tutmuş sormadan,
Gönül parelenir, haber gelmedi sıladan.
Akşamlar hüzün çöker yüreğimin izbe köşelerine,
Gül yüzlü anam, nerdesin, kapanayım dizlerine.
HESAPLAŞMA
Gözlerinde bir umut ışığı arayıp durursun her an.
O ışığı bulduğunda sanki sevinebilir mı insan ?
Sanır ki her şey bir çırpıda bitiverecek gözünde,
Yazık! Hala öğrenememişsin insanlar durmuyor sözünde,
Her şey biranda büyüyebilir nezlinde senin,
Yıkılmış,harap olmuştur naçiz bedenin.
Ama her şeye rağmen metanetini kaybetmemelisin;
Anlık bir olaya dahi gülüp geçmelisin
İnan ki değmiyor hayatın kahrı çekilmeye,
Boş ver dostum;yaşa,gül,bak gönlünce eğlenmeğe.
Sevgisiz yaşamaya hayat demiyor bazıları,
Ama onlar buluyor sevebilecekleri insanı,
Suç bizim mi dersiniz?Karşımıza çıkmıyor dürüst olanı;
Sanki biz mi elimizden kaçırıyoruz o mesut anı ?
Bizi seven oldu da biz mi sevmedik ?
İnanın sevgi yolunda şansımızı çok denedik...
Ama biz hayat yolunda el ele yürümeyi istedik.
Ne yapalım , sevgi pınarından bir tas şarabı tek başımıza içtik.
İstedik ki huyu güzel olsun, kendi güzel olsun,
Bir tatlı tebessümüyle gönlümüz neşe bulsun,
Sevinçte ortak, hüzünde ortak olsun bize,
Beraber can verelim o mukaddes sevgimize.
Anladık ki yoktur aradığımız dilber bu cihanda
İstenilen özellik bulunmaz imiş her cananda,
O , öyle bir canandır ki ömre bedel her zaman,
Kurban ola onun yoluna bu garip can
Karşımıza çıkmadı değil hani eş dedikleri,
Sonunda anladık ki buymuş leş dedikleri,
Bir dokunduk bin ah işittik bu devranda,
Bir şey bulamadık hayat denilen bu seyranda
Gözümüzün nuru , başımızın tacı yapacaktık onu
Dışlandık nerde dile getirdiksek bu konuyu.
İstemedik biz de tabi sonunda bu işi,
Sona erdirdik kavrayamadığımız talihsiz gidişi.
Mantığın bittiği noktada sevgi girermiş devreye
Ey kendini seviliyor bilenler, bu bilinmez gidiş nereye!
Bir meçhul de kaybolup gitmek midir macınız ?
Ne çabuk kapandı daha dün kanayan yaranız...
Elleriniz gökyüzünü açıp da doğa ettiğiniz gün,
İnanın sizindir bu bayram , bu düğün.
Gözlerinde kin olan değil, kalbinde nur olan dır sevilecek.
O gün bir bayram olacak seven, sevilen için ,
Gönlümüz açıktır her zaman sevmesini bilin için
Lafın uzunluğu sıkarmış her daim insanı,
Ama insan olmasını bilen dinlermiş emekle yapılanı.
Tevazu göstermek insanlığın şanında vardır;
Asaleti teninde değil kanında vardır.
Kalem kudretimiz bu kadardır bizim
Bir parçasına layık olabilir miyiz sevginizin ?
Olursak ne ala , dünyalar sunulur önümüze,
Katılırız her zaman doğru olan sözünüze.
Aşktır insanın tecelli kaynağı , sebebi;
Ne olursa olsun aşk için yapılmalıdır gereği.
Gözünün her tuttuğunu değil gönlünün sevdiğine ,
Değdi mi sizce bu kadar söylendiğini?
Ayrılırken son mısralarda bu kısa yolculuğumuz,
Hepinizin bahtı güzel, açık ola yolunuz...
ÖZGÜR BÜTÜNER
|
|
|
|
|
TÖREYE İSYAN
Bin bir umutla geldik hepimiz dünyaya,
Kimimiz şâd oldu, kimimiz gam doldu.
Umutları ektik neşeyle toprağa,
Ya gülerimizi ezdiler ya da sebepsiz soldu.
Tutturmuşlar hep bizim dediğimiz olacak diye,
Yer vermediler gönüllerde hiç sevgiye,
Sohbet girmeyen o kara dumanlı eve
Kine bürünmüş ayaklar girer bundan sonrası.
Olmaz dediler, yürümez bu iş;
Bizim aklımıza sığmaz bu gidiş,
Neşeye hasret kalmış olan kuş
Şakır oldu bundan sonrası.
Yine de yüreklerde sönmek bilmiyordu kin,
Dışarılar insana değildi hiç tekin,
Bırakın öfkeyi, geleceğe sevgiler ekin,
Yeşersin genç beyinlerde başaklar boyu.
Tutkudur bu, izin aramaz asla,
Bir başladı mı vermez asla fasıla,
Ne dosta gider ne de hısıma
Gittiği yön umuttur bundan sonrası.
Umuda giden yolda soramaz kimse hesap,
Uzayan sevgi başaklarında başlar hasta,
Ne yandaş arar kendine ne de pusat,
Deli doludur, dizgin vurulmaz bundan sonrası.
Buz tutmuş yüreklerde başlar acıma,
Sade sevgiyi alır sevdiceğiyle yanına,
Meyletmez artık dünya malına,
Bulmuştur oku hedefi bundan sonrası,
Neşeye kim karşı koymuş insanoğlundan,
Vazgeçmiş mi kişi söyleyin umuttan,
Hüznün son bulduğu o gafil huduttan
Ayaklar geçmez olur bundan sonrası.
Bir kör kurşun gelir çalar kapıyı,
Alır götürür yanında emeği,sevdayı;
Feryatlar sararken sağır semayı
Yüzler gülmez olur bundan sonrası.
Nedir bizim derdimiz dostlar nedir,
Yanında hüznü değil,sevgiyi gezdir,
Sevgiyle yoğrulmuş yürek elbet temizdir,
Bu türküye yas düşer bundan sonrası.
UMUDUN TÜRKÜSÜ
Umudun adıdır türkümüz,
Yarınlardır ekmeğimiz.
Mavinin çizgisini gönlümüzde taşımak,
Ateşin narıyla yanmaktır yaşamak.
Hep iyi içindir emeğimiz, dileğimiz.
Dostlara güvenmek gaye,
Neşe adımızdır.
Ne mutlu bizlere,
Geleceğe şen gözlerle bakabiliyor,
GÖzyaşlarımızı sevgiyle yoğuruyoruz.
Selam olsun insanlara kucak dolusu...
SİTEM
Şu koskoca dünyada
Bir daracık yer verdiler.
Konaklar köşkler dururken
Kilimi yere serdiler.
Bağladılar kolumdan,elimden,
Bin cefayla kırdılar belimden,
Güzelim gönül bahçemden
Güllerimi avuç avuç derdiler.
SÖYLEMEYİN
Onlara söylemeyin,
Onlar beni korkusuz biliyor.
Geceleri soğuk yatağıma girdiğimde
Kendi nefesimden ürperdiğimi,
Yalnızlığımdan ürktüğümü bilmiyorlar.
Onlar beni kusursuz biliyor.
Başımı yastık altına sakladığımı,
Elimle sağ yanımı yokladığımı
Bilmiyorlar.
Onlar beni hiç üzülmez biliyorlar,
Çünkü hep gülen yüzümü görüyorlar.
Onlara söylemeyin gizli gizli ağladığımı,
Onlara söylemeyin
Benim...
BU SANCAK DÜŞMEZ
"Ya istiklal ya ölüm"parolasıyla çıktık yola;
Gözümüzü kırpmadık, vermedik asla mola.
Tüfeğe koyacak mermimiz yokken bile
Boyun eğmedik, eğmeyeceğiz kadere.
Yıldırım olduk, yağdık düşman mevzilerine,
Vurduk, kırdık, öldürdük birer birer;
Teslim etmedik canım toprakları düşman eline
Biz varken düşer mi bu sancak?
"Düşmez" dedi asker;"Kan akacak"
Aktı kan, hem de köpük köpük, sel gibi.
Estik düşman üstüne, yıktık evini yel gibi.
Sen üzülme anam, bacım; eğme boynunu
Bozduk kahpe düşmanın yalan oyununu.
Anladı, gördü ki kolay ele geçmeyecek bu vatan,
Yer bulamadı kurşun sağanağından kaçan.
Gitti, düştü denize, gelmeyecek bir daha,
Gidenler dönmeye bilir, şehitler ölmeyecek ama.
Eğme boynunu anam, bacım sen üzülme.
Gözlerini sil, kin doğmasın yüreğine.
Bak bizler varız, oğullarınız, askerler...
Düşman kaçtı, gelir mi, hayır, gelmeyecekler.
Vatan sağ olsun, bu urda akan kan sağ olsun,
Gam etme yüreğine, anam, can sağ olsun.
|
|
|
|